.
İÇERİK  
  HİZMETÇİLER
  SAHNELEME METNİ
  KAYNAK KULLANIMI HAKKINDA
  JEAN GENET
  SARTRE'DAN (ing)
  Oyun kişisini tanımak, anlamak
  SUÇLU OLMAYA DOĞMAK-SUÇLU OLMAYA CESARET EDEBİLMEK ...
  "HİZMETÇİLER"İN KRİMİNAL TARİHİ
  BILBOQUET
  PAPIN SISTERS
  HİZMETÇİLER-inceleme
  JEAN GENET’E JERRY TARTAGLIA’DAN DOKUNMAK
  VAROLUŞÇULUK
  GİYSİNİN YOK ETTİĞİ BEDEN
  GELENEKSEL TİYATRO VE UYUMSUZLUK TİYATROSU
  LANETİYLE AZİZLEŞMİŞ İNSAN
  EDEBİYAT İLE FELSEFE İLİŞKİSİ ÜZERİNE
  MERAKLISINA GÖRSELLER
  REFAKATLİ İNTİHARLAR
  GARDENAL
  THE UNKNOWN ROLE OF MADAME IN GENET'S LES BONNES
  ÇİFTE DELİLİK-MACBETH VE HİZMETÇİLER
  İNTİHAR
  CİNAYET
  MOTIVES of PARANOIAC CRIME
  SUÇ KAVRAMININ MENŞEİ VE GELİŞMESİ
  SUÇ VE KADIN
HİZMETÇİLER-inceleme

JEAN GENET, “Hizmetçiler”

 Filiz Adıgüzel

KARAKTERLER

Claire, Solange ve Hanımefendi

Claire, birinci tabloda hanımefendi rolünü oynarken; Solange, Claire rolünü oynar, ikinci tabloda Claire da Solange da kendilerini oynarlar, üçüncü tabloda ise, Claire, Claire ve hanımefendinin birleşimi olarak, hanımefendi olmuş Claire’i oynar, Solange ise hem kendini hem de tüm hizmetçileri temsil eden bir hizmetçiyi canlandırır. 

Birinci Tabloda,  

Claire, Hanımefendi rolünü oynarken; kendini güzel, çekici, önemli ve özel hisseden, üstünlük taslayan, sinirli, emirler yağdıran, dediğin anında yapılmasını isteyen karşısındakini aşağılayan, horgören, küçümseyen hatta yok sayan bir hanımefendiyi canlandırır.

Hanımefendi, Gerçek Hanımefendi ise, Claire’in oynadığı hanımefendi rolünden oldukça faklıdır; hizmetçilere karşı iyi niyetli, anlayışlı ve kibar görünmektedir; ancak bu görüntünün altında farkında olmadan onları aşağılar, onlara ait oldukları sınıfı ve o sınıfın varlık nedeninin kendisi gibi üst sınıftakiler olduğunu, örtük bir dille hatırlatır;  başka bir değişle onları, kendi varoluşuna hizmet eden birer nesne gibi görür. Hanımefendi, hizmetçilerin varlıkları/benlikleri olduğunu görmez; toplumsal hiyerarşinin en tepesinde durması, onun bu yaklaşımını açıklar boyuttadır.    

HANIMEFENDİ,

…Siz çok şanslısınız! Claire’la senin dünyada kimseniz yok. Hayatınızın çerden çöptenliği sayesinde öyle felaketlerden kurtuluyorsunuz ki… Siz biraz da benim kızlarımsınız. Yanınızda acım azalıyor. Sizinle gider köylerde otururuz, bahçeye çiçekler ekersiniz... Genç olmasına gençsiniz. Gelgelelim, güldüğünüzü hiç görmedim. Köyde başınızı dinlersiniz. Sizi şımartırım. Daha sonra da neyim var neyim yok size bırakırım. Hoş neyiniz eksik ki…eski entarilerimle bile prensesler gibi olabilirsiniz… hem onları size vererek belki Tanrının beyefendiye el uzatmasını sağlayabilirim.  

 

Diyerek, hanımefendi, hizmetçileri kendisinden şanslı bile görür. Söylediklerinin, onlar için ne anlama geldiğinin farkında değildir, onlara kendi giymediği kıyafetlerini verdiğinde Tanrı tarafından mükafatlandırılacağına inanır. İçinde bulunduğu bu durum, ait olduğu sınıfın, sınırsız imkanların ve kendine verilen hakların bir sonucudur sadece. Kötü olan ya da suçlu olan veya hizmetçileri ötekileştiren, hanımefendi değil, hanımefendi olma durumudur. Sınıf ayrımına karşı olan Genet, üst sınıfta olanların tutum ve davranışlarını, içinde bulundukları durumun doğal bir sonucu olarak görür; Hanımefendiyi iyi niyetli, anlayışlı ve kibar çizmesinin nedeni de budur. 

Claire, Hanımefendi rolünü oynarken, hanımefendinin sahip olduklarına, sahip olmadığı halde, sahip‘miş’ gibi davrandığı ve oyun içindeki oyun gereği, karşısındakini, cinayet işlemesi için, kışkırtması da gerektiğinden, görünümü ve davranışları abartılı bir hal alır; karşısında Claire rolünü oynayan Solange’dan, sürekli olarak ilgi, övgü ve güvence bekler ya da talep eder, duygusallığı abartılı iniş çıkışlar gösterir, ben merkezcidir ve istediği her şeyin anında yapılmasını ister, dış görünüşüne, kıyafetlerine ya da güzelliğine sürekli iltifat bekler, şatafat, gösteriş ve canlılık içindedir;

                            CLAİRE,

Entarimi hazırlayın. Geç kaldım, çabuk. Neredesiniz? Claire! Claire…!

 

SOLANGE,

Hanımefendi kusura bakmasın, ıhlamurunu kaynatıyordum.

 

CLAİRE,

Tuvaletimi hazırlayın. Pullu beyaz entarimi. Yelpazemi, mücevherlerimi de verin. Hepsini çıkarın, seçmek istiyorum. Lame iskarpinlerimi de getirin…

 

Claire, bu ve benzeri sözler ve davranışlarla, histrionik kişilik bozukluğu gösteren bir kimlik içine girer. Histrionik kişilik bozukluğu gösteren kadınlar psikoseksüel gelişimin iki döneminde zorlanmış kişilerdir. Oral dönemde yeterli anne sevgisinden yoksun kalırlar ve oidipal dönemi gereğince aşamadıkları için kimlikleri cılız gelişir. Claire’in canlandırdığı hanımefendi kimliği aynı zamanda narsistir de; narsis kişiler, kendi önemlerine ilişkin büyüklük duyguları yaşarlar. Özel insanlar oldukları ve özel haklarla donandıkları inancındadırlar. Dış görünüşlerine çok önem verir ve kendilerini hayran olunası bulurlar. Tıpkı oyun içindeki oyunda, Claire’in canlandırdığı hanımefendi rolünde olduğu gibi:

SOLANGE,

 Nasıl bana hırsız mı dediniz?

 

CLAİRE,

Arzıs dedim. Zırlayacaksanız çıkın tavan arasında zırlayın. Ben burada, odamda, ancak soylu gözyaşlarına izin veririm. Entarimin etekleri kimi zaman göz yaşlarıyla bezenir ama, bunlar değerli gözyaşlarıdır…

 

Aynı zamanda, bu kişiler, çoğunlukla başkalarını kıskanır ve etrafı tarafından kıskanıldığını düşünür. Başkalarının sahip olduğu şeylerde gözü kalır, bunları onlara çok görür ve o kişilerin bu başarılarına burun kıvırarak önem vermiyormuş gibi davranır, onları küçümser. Karşılıklı konuşmaları kendileri yönlendirmek isteyen, kendilerinin sınırsızca beğenilmesini isteyen gösterişçi insanlardır. İnsanlarla ilişkilerinde sömürücü, bencil ve çıkarcı bir tutumları vardır.

CLAİRE,

İskarpinlerim. Yıllardan beri göz koyduğunuz iskarpinlerim… düğününüzde giymeyi kuruyorsunuzdur mutlaka. Sütçü tarafından baştan çıkartıldığınızı da saklamayın boşuna. O aşağılık genç sütçü bile sizi hor görüyor… Benim güzelliğime asla erişemeyeceksiniz. Şunu iyi belleyin: Mario’yu bu vücut ve bu suratla  ayartamazsınız…

 

SOLANGE,

…Ama ben asla…

 

CLAİRE,

Hizmetçiler benimle, yalnız benimle vardırlar. Benim çığlıklarımla, benim hareketlerimle varolurlar. Sen benim sayemde varsın. Claire, bir evin hanımı olmak, hizmetçilerin şımarıklıklarına karşı koymak ne kadar yorucudur bilir misin? Sizi yok etmek benim için işten bile değil. Ama ben melek gibiyim. Üstelik bir melek kadar güzelim. Claire, ben Meryem’den bile güzelim…  

 

Narsistler ana-babaları tarafından, ne yaparlarsa yapsınlar, hep sevilecek mükemmel insanlar oldukları biçiminde yetiştirilmişlerdir. Bu yüzden geçmişten güç alırlar ve beklentileri yüksek olur. Claire, canlandırdığı Hanımefendi rolünü, gerçek Hanımefendi’den yola çıkarak oluşturur; aslında hanımefendide var olan örtük gerçekleri, açarak, abartarak ortaya çıkarır. Hanımefendinin kendi sözlerine bakacak olursak:

                                      HANIMEFENDİ,

Aman şu iç bayıltan pembelikler, şu korkunç glayöller, şu mimozalar gün geçtikçe çoğalıyor! Bu çılgınlar Allah bilir ucuza almak için sabahın köründe hale koşuyorlardır… Claire…

 

SOLANGE,

Claire Hanımefendi’nin ıhlamurunu hazırlıyorlar…

 

HANIMEFENDİ,

Söyle elini çabuk tutsun! Özür dilerim Solange’ciğim. Bağışla beni. Beyefendi orada tek başına, yemeksiz, tütünsüz acı çekerken ben ıhlamur istemeye utanıyorum. İnsanlar hapishanenin ne olduğunu bilmiyorlar Solange, düş güçleri eksik. Benim düş gücüm ise çok fazla. Duyarlılığım bana acı çektiriyor. Hem de ne acı! bugüne dek kızkardeşin olsun sen ol hep sevgi ve özenle kuşatılmış, ıhlamurlarına ve dantellerine gömülmüş bir kadın gördünüz karşınızda. Ama ben bu tür şımarıklıklarımı çoktan bıraktım, bugünden itibaren o tembelliğine övgüler düzüp, onu sürdürmesine yardım ettiğiniz hanımızın yok karşınızda. Artık güçlüyüm, mücadeleye hazırım…

 

Diyerek hanımefendi, kendi kişisel özelliklerini ortaya koyar. Dolayısıyla, aslında narsis ve histiorik olan hanımefendidir. Claire, Hanımefendi rolünü oynarken, Hanımefendi’nin bu iki belirgin özelliğinin yanında, oynadıklarının oyunun nihayi sonucuna ulaşmak için yani; Claire rolündeki Solange’ın, hanımefendi rolündeki Claire’i öldürme eylemine teşvik etmek adına:

 

·                    Solange ile aralarındaki özel meselelerini (ikisinin de sütçüye olan ilgisini) ortaya koyarak, Solange’a karşı,

·                     Solange rolündeki Claire’i ahlaksızlıkla suçlayarak, Claire’a karşı; yani kendisine karşı,

·                    Ve Hanımefendi kimliğinde Solange’ı ve Claire’ı aşağılayarak, küçümseyerek, hor görerek, hizmetçilere ya da hizmetçi olma durumuna karşı,

Sadomazoşistçe bir yaklaşımda bulunur. Oyun içindeki “oyun”un sadomazoşist yanı sadece Solange ve Claire’in birbirine uyguladıkları şiddetten değil, aynı zamanda Claire’in yaptığı gibi kendisini Hanımefendi’nin algısında var ederek kendine yönelttiği şiddetten de kaynaklanır. Eric Fromm, “İnsanın varoluşunu özgürlükten ayırmak imkansızdır” der. Özgürlüğü açıklarken, ‘Bir şeye ulaşarak özgür olmayı değil’ olumsuz anlamıyla, ‘Bir şeyden kurtularak özgür olma’ durumundan bahseder. Formm, sadomazoşist yaklaşımda bulunanların düşüncelerini: “Dışımdaki dünyaya kıyasla güçsüz olduğum duygusundan, o dünyayı yok etmekle kaçabilirim. Onu yok etmeyi başarabilirsem, yalnız ve soyutlanmış olarak kalacağım, ama benim ki, benim dışımdaki nesnelerin yenilmez gücü karşısında ezilmeme olanak tanımayan harika bir soyutlanmadır. Dünyanın yok edilmesi, kendimi onun tarafından un ufak edilmekten kurtarmak için yapabileceğim son, neredeyse umarsız bir girişimdir.” Şeklinde açıklar.     Dolayısıyla Claire’ın canlandırdığı Hanımefendi rolüne, narsis ve histiorinik kimliğin yanına, sadomazoşist bir yaklaşım da eklemlenmiş olur.   

 

Solange, ise birinci tabloda Claire rolündedir;

·                    İlk olarak, hanımefendiyi canlandıran Claire’i taklit eder (taklidi taklit eder),

·                    İkinci olarak, hizmetçi olan Claire’i taklit eder (taklit eder),

·                    Ve üçüncü olarak Solange, yani kendisi olur,

Solange, girdiği bu kimlikleri Claire gibi iç içe değil (Claire’in, Claire ve hanımefendi olma durumu), ayrı ayrı canlandırır. Claire’i canlandırmaya, Claire’in hanımefendiliğe olan özentisini ortaya koyarak başlar:

Claire konuşurken Solange da kauçuk eldivenli ellerini seyreder, onları kimi zaman yelpaze gibi açar, kimi zaman da çiçek demeti biçimine sokar.  

 

Solange, Hanımefendi rolünü oynayan Claire’ın sözleriyle girdiği rüyadan uyanır ve bir hizmetçi gibi davranmaya başlar. Solange, hizmetçi olarak devam ettirdiği Claire rolünü,  Hanımefendi’ye ya da hanımefendi olma durumuna karşı büyük bir hayranlıkla devam ettirir. Solange, Claire’ın Hanımefendi rolünü oynadığı gibi kesintisiz rol yapmayı başaramaz; çünkü Claire oynadığı rolle, olmak istediği yerdedir; Claire, her şeye sahip olan birini canlandırmak yerine, sanki tüm o şeylere kendisi sahipmiş gibi oynar rolünü; çünkü o zaman diliminde gerçek bir hanımefendidir. Solange’ın ise Claire gibi başka bir kimlikte varolma çabası olmadığı için, kendi kimliğini başka bir kimlikle yok etmez; Solange olarak diğer kimlikleri taklit eder, zaman zaman rolden çıkması da bu yüzdendir. Solange’ın oynadığı roller, kendi varoluş amacına ulaşmada birer araçtır yalnızca. Solange, Claire’i canlandırırken uysal, ağırbaşlı, teslimiyetçi ve itaatkardır; ancak kendisi olduğu durumlarda sert, gergin, tedirgin ve tehditkar olur. Claire’ın kışkırtmalarıyla hanımefendiyi öldürme noktasına gelen Solange, Claire’in hizmetçi olma durumu karşısındaki öfkesini:

                            SOLANGE,

… Tanrıdan güzelliği aşırabileceğinizi, beni de güzellikten yoksun bırakabileceğinizi umuyordunuz değil mi? Lavantaları, pudraları, ojeleri, ipekleri, kadifeleri, dantelaları kendinize alacak, beni ise onlardan mahrum bırakacaktınız öyle mi? Sütçüyü de mi alacaktınız elimden? Açık söyleyin. Sütçüyü de istediğinizi saklamayın. Sütçünün gençliği, tazeliği başınızı döndürüyor değil mi? Sütçüyü elimden almak istediğinizi itiraf edin.    

 

Sözleri, Claire’ın hanımefendin yerinde olma isteğinin göstergesiyken, Solange’ın hizmetçiliği yok edip, sınıf ayrımını ortadan kaldırma isteği ve öfkesi ise:

                            SOLANGE;

Hanımefendi çiçek barikatlarının kendisini koruyacağını, hiç beklenmedik birinin onu kurtarmaya geleceğini, yoluna baş koyacağını umuyordu değil mi? Hizmetçilerin ayaklanmasını hesaba katmamaktır bu. İşte hanımefendi ayaklanma başlıyor. Patlak verdi, verecek. Ve böylece sizin maceranız da sona erecek…

 

Sözleriyle, Solange, Claire’den farklı olan varoluş çabasını ortaya koyar; Solange, hanımefendiyi öldürerek hanımefendi/hizmetçi, efendi/köle ayrımını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir, Claire ise kendi varoluşunu, Hanımefendi’yi öldürerek, onun yerine geçmeyi, Hanımefendi’nin sahip olduklarının tümüne sahip olmayı planlar. Farklı amaçlarda olan Solange ve Claire’i bir araya getiren, amaçlarına ulaşmanın yolunun, Hanımefendi’nin öldürülmesinden geçmesidir.

 

İkinci Tabloda; hanımefendinin gelme saati yaklaştığı için, oyun içindeki oyunda, Solange’ın Claire’i öldürme sahnesi tamamlanamadan bırakılmak zorunda kalınır. Oyunun tamamlanamamasından ötürü ikisi de birbirlerini suçlarlar. Claire’in Hanımefendi’yi oynarken sadomazoşist yönelimi, Claire’i oynayan Solange’da da gözlemlenir; Bu bakımdan her iki karakterin de şiddet yönelimi Hanımefendi’ye ya da temsil ettiklerine dönük olduğundan, aynı zamanda birbirlerine de yöneliktir; çünkü bir anlamda Claire hanımefendiyi temsil ederken; Solange da hizmetçiyi temsil eder. Böylece hem birbirlerinin var eden hem de yok eden olarak iki karşıt karakter durumuna geçerler. Birinin varolabilmesi için diğerinin yok olması gerekmektedir; Dolayısıyla, oyun içindeki oyunda var olan çatışma, gerçek oyundaki çatışmaya evrilir. Claire ve Solange, aynı zamanda birbirleri için ayna konumundadırlar da; kendilerinin gerçeğini birbirilerine bakarak görürler. İkisi, birbirlerine, öteki oldukları sürekli hatırlatırlar. Bu durum, içine girdikleri çatışmanın şiddetini daha da arttırır.

                           

SOLANGE,

Birbirimize benzerliğimize, ellerime, kara çoraplarıma, saçlarıma dayanamıyorum… biliyorum iğreniyorsun benden. Evet, benden iğreniyorsun; bunu biliyorum çünkü ben de senden iğreniyorum. Lağımda yaşayanlar böyle severler birbirlerini, bu da sevgi demek değildir.

                                              

 

CLAİRE,

…Şu her an karşımda durup yüzümü pis bir koku gibi yansıtan korkunç aynadan bıktım, Sen benim pis kokumsun …

 

Claire ve Solange’ın karşılıklı çatışması, Hanımefendi’nin ıhlamurla zehirlenerek öldürülmesinin kararıyla son bulur.

 

Üçüncü Tablo’da, Hanımefendi gelir, hazırlanan zehirli ıhlamur Hanımefendi’ye içirilmeye çalışılır; ancak Hanımefendi, Solange ve Claire’dan aldığı haberle, Beyefendi’nin serbest kaldığını öğrenir ve onun yanına gitmek için hazırlanmaya başlar; Soalnge’ı da taksi çağırmak için dışarı gönderir. Solange, eve döndüğünde, Claire’in zehirli ıhlamuru Hanımefendi’ye içirmeyi başaramadığını görünce sinirlenir ve Claire’i beceriksizlikle suçlar; ancak hemen sonrasında Beyefendi’nin içeri atılmasını sağlayan mektuptaki el yazısının tanınacağı ve Hanımefendi’yi öldürmek için oynadıkları oyunlardaki izlerin de fark edileceğini düşünerek, Claire’i kaçmaları konusunda ikna etmeye çalışır, ancak Claire’in kaçıp, alt sınıftan birisi olarak varlığını sürdürmeye niyeti yoktur. Solange ile Claire’in farkı, bu kısacık anda ortaya çıkar; güçlü, kararlı ve cesur görünen Solange, hapse atılmaktan korkar ve kaçmak ister.

Solange’ın, oyunun son tablosunda tamamlanan kimliği, sınır kişilik ya da Borderline kişilik bozukluğu ile örtüşür; Kernberg, borderline kişilik bozukluğunu üç kategoride toplamıştır:

·                    Birbirine karşıt nitelikte davranış ve tutumların sürekli yer değiştirmesi; oyunda Solange, hanımefendinin sürekli olarak öldürmesi gerektiğini ve ölmeyi hak ettiğini savunurken, Claire’e: “Ama onu yine de bu kadarcık şey için öldüremeyiz.” Demesiyle, Solange, taraf olduğu durumdan, karşı taraf olma durumuna geçmiş olur.

·                    Çevresindeki insanların ‘tümüyle iyi’ ve ‘tümüyle kötü’ bölmelere yerleştirmesi; Claire, Solange’a Hanımefendi’nin iyi yanlarının da olduğunu anlatmaya çalışırken, Solange, Hanımefendi’nin iyi hiçbir yanını görmez ya da kabullenmez.

·                    Kendisine ilişkin imgelerin ve görüşlerin birbiriyle çelişkili olması ve bir günden ya da bir andan diğerine değişebilmesi; Solange, cesur ve güçlüyken, korkak ve güçsüz; kararlı ve tehditkarken, kararsız ve teslimiyetçi olma eğilimleri gösterir.  

Kernberg’e göre; normal olarak ayrılma-birleşme evresinde çocuk, annesinin ve kendisinin iyi ve kötü yönlerini tek bir bütüne dönüştürebilir. Böylece, içleştirilmiş anne imgesini kendisini rahatlatan bir biçimde yaşar ve annenin çevrede bulunmadığı zamanlarda da kendisini güvende hisseder. Buna karşılık borderline kişi bu evrede, kendisi ve annesine ilişkin tutarlılığı ve sürekli olan imgeler geliştiremez. İmgeleri ya tam kötü ya da tam iyidir. Ayrıca borderline kişilik bozukluklarının alt grubuna giren, psikotik sınır grubunda olan kişilerde, gerçeklik sınamasında bozulmalar gözlemlenir, gelişmemiş kimlik duygusuna sahiptirler, olumsuz tepkiler verme eğilimi ve açık yaşanan öfke gözlemlenir. Borderline kişilik genelde çocuklukta yaşanılan önemli bir kayıp, anne-baba ile olan bağın dengesiz olması, travma, kötü muamele ya da duygusal olarak yoksun kalmak gibi tecrübelere dayanmaktadır. Borderline kişilik bozukluğu olan kişilerin en belirgin özellikleri; duygularının yoğunluğu ve davranışlarının sürekli ve hızla değişmesidir. Solange, son tabloda, oradan kaçmak ve uzaklaşmak duygu durumunda iken birden, oynadıkları oyuna döner ve hanımefendiyi öldürme provalarına kaldıkları yerden devam etmeye başlar:

                                      SOLANGE,

Burada, böyle korku içinde bekleşeceğimizi düşünmüyorsun herhalde. Yarın sabah ikisi birden eve dönecekler ve mektupları kimin gönderdiğini anlayacaklar… hanımefendinin gözlerinde nasıl şimşekler çaktığını görmedin mi? Merdivenden inişini, o zafer edasını, o korkunç mutluğunu görmedin mi? Bizim utancımız onun sevinci olacak…

                                              

CLAİRE,

                                               Öyle yorgunum ki…

                                              

SOLANGE,

Tam sızlanacak vakit! Narinliğiniz hep böyle zamanlarda tutar. Hanımlar ne zaman suçsuzlarsa, hizmetçiler o zaman suçludurlar. Suçsuz olmak çok kolaydır hanımefendi. Ama sizi öldürme işini ben üzerime almış olsaydım, yemin ederim işinizi çoktan görmüştüm. 

 

Solange, son tabloda bu ani duygu geçişleri yanında, gerçeklik sınamasında da bozulmalar yaşar; son tabloda, oynadıkları oyun içerisinde Claire’i yani Hanımefendi’yi öldürdüğünü varsayarak, Claire’in cenaze törenini, görkemli bir şekilde, adeta yaşıyormuş gibi anlatır. Üstelik içine girdiği bu gerçeküstü zeminde, bir kimlikten bir diğer kimliğe ani geçişler yapar; Solange, bu anlatıda dört farklı kimliğe bürünür, hem Claire olur, hem Hanımefendi olur, hem Hanımefendiyi taklit eden Claire olur ham de Solange, yani kendisi olur. Claire ise son tabloda, daha önce Solange’ın Claire’ı canlandırdığı gibi, zayıf, güçsüz ve teslimiyetçi bir duygu durumu içindedir. Claire, Solange’ın başlattığı oyun içindeki oyuna, önce katılmak istemez; ancak Solange’ı vazgeçiremediğinden, o da oyuna dahil olur. Oyun devamında, Solange, Claire’in üzerine yürüdüğünde ve neredeyse fiziksel şiddet uygulamaya başladığında, Claire, rolünden çıkıp, Solange’ı uyarmaya başlar; ancak Solange, oyundan çıkmadan rolüne devam eder ve güçlüce Claire’i iterek, yere yığılmasına neden olur. Solange, Claire sanki ölmüş gibi, Clare’in ölüm töreninin hayalini anlatmaya başlar; Solange’ın hayalindeki törende belki de ilk defa tüm alt sınıf en ön sıradadırlar, görkemli-muhteşem bir tören anlatır Solange. Claire yattığı yerden kalkar, Solange’dan dinlediği gösterişli törenin etkisiyle, Hanımefendi’nin ses tonuyla konuşamaya başlar, Solange’dan ıhlamurunu ister ancak Solange, oyuna dahil olmaz ve Claire’i kendine getirmeye çalışır. Claire, kendisinden emin ve ezici bir şekilde Solange’ye emretmeye ve ondan tekrar tekrar ıhlamurunu istemeye devam eder, Solange, bir süre direndikten sonra, Claire’in emrini yerine getirir ve zehirli ıhlamuru Claire’e verir, Claire’ın ıhlamuru içmesiyle oyun sonlanmış olur.      

İki hizmetçinin varolma çabaları gerçek dışıdır; çünkü hanımefendinin öldürülmesiyle ne Solange’ın isteği olan hanımefendilik ortadan kalkarak, sınıf ayrımına son verilecektir; ne de Claire, hanımefendinin yerini alma şansını yakalayabilecektir. Bu sebeple Genet, oyunu gerçeküstü bir zemine yerleştirir ve bu zeminde ancak bir kişi varolabilir; çünkü Solange, hanımefendiliği ortadan kaldırmak isterken, Claire, hanımefendi olmak istemektedir, yani birini vareden neden, diğerinin yok olma sebebidir. Ve oyun, gerçeküstü bir düzlemde öyle bir sonlanır ki; bir anlamda ikisi de hedefledikleri varoluşa ulaşmış olurlar; Claire, Hanımefendi rolündeyken zehirli ıhlamuru içerek gerçek Claire kimliğiyle hem Hanımefendi olarak ölmüş, hem intihar etmiş, hem Hanımefendi’yi öldürmüş olur, Solange’a da kendisini öldürterek, ona var olma şansı vermiştir, üstelik Solange’ın Claire rolündeyken bu “cinayet”i işlemesi nedeniyle de, Solange, bir kez daha varolmuş olur.

 

                                                          

                                                                                                                      Karakter ve Davranış Bilgisi

Filiz Adıgüzel

                                                                                                                      3.sınıf,2.dönem

                                                                                                                      Vize Ödevi

HAKKINDA  
 

HİZMETÇİLER


CLAIRE : SELİN TÜRKMEN

SOLANGE : BERNA ADIGÜZEL 

HANIMEFENDİ : ÖZGE O'NEILL 
 
_________________________

Yazan: Jean GENET

Çeviren: Salah BİRSEL 

Ortak Reji Çalışması

Dramaturg: Sinem ÖZLEK

Dekor: Cihan AŞAR

Kostüm: Onur UĞURLU

Işık: Murat İŞÇİ

Müzik: UTKU AKINCI


Süpervizör: Engin ALKAN
_________________________


 İLK GÖSTERİM: 21 EKİM 2009  



 
Reklam  
   
İLETİŞİM  
 
 
Bugün 5 ziyaretçi (10 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=